Geriye Kalan; Gerçeğin Hayaletidir
(16/04/2005 - Suat Hayri KÜÇÜK - www.birgun.net)
İstanbul Bilgi Üniversitesi; Latinite Akademisi-Academie de la Latinite tarafından düzenlenen İslam, Latinite, Transmodernite konulu etkinlikte dünyaca ünlü felsefeciler ve sosyologlara ev sahipliği yaptı. Bağımsız ahlaki otorite yaratmak amacıyla 2000 yılında Rio de Janeiro'da kurulan akademinin bu etkinliğinde: J. Baudrillard, Edgar Morin, Alain touraine konuştu.
Candido Mendez'in açılış konuşmasını yaptığı söyleşi de J. Baudrillard hegomanya ve hakimiyet arasındaki hayati farkın, iktidarın can çekişmesi olduğunu ve hegomanyanın hakimiyete son verdiğini, değerlerin kaydığı evrende, karnavallaşmanın baş gösterdiğini belirtti.
Baudrillard: Gerçek, işaretlerce yamyamca yeniyor. Sermayenin bu yeni hegomanyası, bir sendrom ve yabancılaşma yaratıyor. Hakimiyet dışardan değiştirilebilirken, hegomanya ancak içerden değişime açıktır. Eski hakimiyet karşıtı devrim mekanizmaları hegomanyanın dinamiğine dönüşüyor. Köle efendiyi içine aldı ve köle kendini inkar edip, yuttuğu şeyce kemiriliyor. Siyasal sola kalan gerçeğin hayaletidir. "Turbo Kapitalizm" kendi sonuna koşuyor, hedef boşluğa dönüştu ve içine çekiyor." sözlerine cevapsız bir soruyla devam etti. Sermaye gerçekten var mı? Kölelikten kurtulduk ama rehine mi olduk? Değerlerden ve piyasalardan bağımsız bir öneriyi işaret eden Baudrillard, "Hakimiyetin sanal evresi, hegomanyanın gerçeğidir. Hegomanya iktidarın doyma noktası olarak alınarak, küresel durum sorgulanmalı. Sermayenin kendini aşıp kendi üzerine katlandığı ve gölgesi üzerinden atladığını görmek gerekiyor" dedi. Aydınlanmanın ve 68'in güzel yanılgısının simulasyona yenildiğini ve günümüzde oyun ve medyalar iktidarının hegomonik olduğunu belirtti. "Muktedir olmayı reddetmek gerekiyor. İktidarda olmak köleleştiriyor. Dünyada hiçbir iktidara bulaşmamış bir kaç kişi kaldıkça umut vardır. Nihilist, öz yıkımcı kaçış, adi ve vulger bir şekilde tarihin aynasını kırmıştır. Bu insanın cennetten ikinci kovuluşudur." diyerek sözlerini tamamladı. Ardından yöntem analizleri uzmanı Edgar Morin, Türkiye Avrupalıdır. Peki Avrupa nedir? diyerek konuşmasını sürdürdü. Coğrafi bir yapaylık ve tarihsel bir kavram olarak Avrupa'nın dini olan Hiristiyanlığın ortadoğudan geldiğini, Ronesans, Antik ve Grek olarak Avrupa humanizminin, hiristiyan humanizmini aştığını söyledi. Son olarak da: Avrupa Avrupalımıdır? diye sorarak konuşmasını tamamladı.
Alain Touraine konuşmasında, evrensellik ve farklılığa değindi. Gerçeğe nufuz eden haklar sistemi kurmak gerektiğini, hiçbir kültürün kendini dayatmaması gerektiğini belirttikten sonra, "Türkiye; Avrupa'nın geleceği kurma potansiyeline katılmalıdır" dedi. Sosyolog ve İslam Kültürü araştırmalarıyla tanınan Nilüfer Göle ise, sınır sözcüğünün hem ayıran hem de temas attiren bir durum ve kavram olarak ele aldığı konuşmasında, küreselleşmenin tercumeli bir gerçeklik olduğunu, kültürel kodların tercumesi gerektiğini söylledi ve bu misyonun aydınlar ve entelektuellere düştuğunu belirtti.